BÖBREK AĞRILARI
Tanımı : Karın arka duvarında bel kemiğinin her iki yanında bulunan böbreklere giren bıçak gibi veya sürekli ağrılardır. Bu ağrılar tek böbrekte de oluşabilir. Bazen böbrek ağrısı başka ağrılarla karıştırılabilir.
Nedenleri : Bu ağrılar çeşitli böbrek rahatsızlıklarının neden olduğu gibi ( böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi ) bazen de üşütme veya darbe gibi dış etkenlerde neden olabilirler. Ağrının nedenini öğrenmek önemli olduğu için mutlaka uzman doktora gitmek gerekir.
ÖNERİLER
Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış 2 çay kaşığı sinir otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekledikten sonra süzülüp içilir. Günde üç kere tekrarlanmalıdır.
Yarım litre ılık suyun içine ince kıyılmış iki iri baş kuru soğan katılıp 8 saat bekletildikten sonra günde 3 öğün aç karnına bir kahve fincanı içilir.
Bir su bardağı kaynar suyun içine ince kıyılmış 2 çay kaşığı acı pelin otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekledikten sonra süzülüp içilir. Günde üç öğün tekrarlanmalıdır.
Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı ısırgan otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekledikten sonra süzülüp içilir.
İri bir lahananın geniş yaprakları kaynar su buharında yumuşatıldıktan sonra böbreklere sarılır. Soğudukça değiştirilir.
Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış 1 çay kaşığı koyun otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre bekledikten sonra süzülüp içilir.
Bir litre suyun içine bir çorba kaşığı karabaş otu ve bir su bardağı arpa katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde 3 öğün birer çay bardağı içilir.
Taze nar ve üzüm suyu içilmesi, tatlı badem, fındık, kereviz gibi besinlerin yenilmesi faydalı olacaktır.
Böbrek bölgesini sıcak tutmak, ayakları üşütmemek gibi önlemler de iyi gelecektir.

| Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Dili Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türkiyat Araştırmaları Enstütisi Müdürü Prof. Dr. Yakup Karasoy, 14. yüzyılda Aydınoğlu Umur Bey adına Tutmacı tarafından Farsça’dan Oğuz Türkçesine çevrilen “Tabiatname” adlı eseri ilk kez günümüz Türkçesine çevirerek yayımladı.
Çeşitli yiyecek ve içecekleri manzum olarak anlatan, koruyucu hekimliğe ait önemli bilgiler içeren eserde, ekmek, etler, sirkeli yiyecek ve içecekler, meyve suları, tatlılar, kuru ve taze yemişler, sebze ve meyvelerin faydaları ve zararları ile zararları ortadan kaldırma yöntemleri anlatılıyor.
Prof. Dr. Karasoy, “Tabiatname”nin yazarının bilinmediğini sadece 14. yüzyılda Farsça’dan Oğuz Türkçesine çevrildiği bilgisine ulaşılabildiğini ifade etti.
Kitabın içerisinde koruyucu hekimliğe ait döneminde kabul gören bazı bilgiler olduğunu anlatan Karasoy, böyle bir eserin günümüz Türkçesi ile yayımlanmasının araştırmacılar ve meraklıları için büyük önemi olduğunu vurguladı.
Karasoy, eserin bir başka öneminin de kaleme alındığı dönemde Anadolu’da hangi sebze ve meyvelerin bulunduğuna dair birinci elden bir belge niteliği taşıması olduğunu belirtti.
“KEÇİ ETİ SARILIĞA İYİ GELİR”
Tabiatname’de özellikle et çeşitleri ile ilgili yer alan bilgiler dikkati çekiyor.
Eserde, at etinden sığır etine, tavuk etinden geyik etine, horoz etinden kumru etine, üveyik etinden bıldırcın ve tavşan etine kadar birçok hayvan etinin faydaları ve zararları hakkında şu bilgiler yer alıyor:
“Koyun eti: Sıcak ve yumuşaktır. Aynı zamanda temel gıdadır. Koyun eti her zaman mizaca uygun ve iyidir, ancak vücutta safrayı artırır. Eğer ekşi nar ve limon suyu ile beraber yenilirse bu zararı giderilir.
Keçi eti: Nohut, soğan ve şalgamla birlikte uzun süre pişirilirse faydası vardır. Bir kişi de sarılık hastalığı varsa kuşkusuz ona iyi gelir. Ancak kulunç (Bağırsak sancısı) bundan kaynaklanır. Üstüne sıcak gül suyu içilirse zararı giderilir.
-Sığır eti: Bilge insanlar sığır etinin mizacının nispeten soğuk ve kuru olduğunu söylerler. Vücuttaki kara safrayı artırır, kanı siyahlaştırır; terbiye edilmiş zencefil bunu önler.
-At eti: Sıcak ve serttir, bele kuvvet verir, yani meniyi kuvvetlendirir. Vücuttaki zararlı gazları yok eder, insanı kuvvetlendirir. Onun zararı basura sebep olmasıdır.
-Geyik eti: Yüz felcine ve bağırsak sancısına faydası vardır. Vücuttaki kara safralı kanı artırır. Salça onun bu zararını giderir.
“TAVUK ETİ BEYNE KUVVET VERİR, ŞEHVETİ ARTIRIR”
-Tavuk eti: Sıcak ve yumuşaktır. Beyne kuvvet verir, şehveti artırır. Ancak vücuttaki sarı safrayı artırır. Gidermek için bolca ekşi yiyecekler beraber yemek gerekir. Kadın tuzluğu veya sarı çalı denilen mayhoş çiçekler, nar veya sumak gibi ekşi yiyecekler de bu zararı giderir.
-Paça eti: Paça etinin mizacı ortadır. Eklem hastalıklarına faydası vardı. Paça eti bağırsak sancısını artırır. Bunu gidermek için sirkeyle birlikte yemek gerekir.
-Tavşan eti: Mizacı sıcak ve kurudur. Nemli mideye çok yararı vardır. Ayrıca eklem hastalıklarına iyi gelirken kabızlığa ve baş ağrısına sebep olur. Terbiye edilmiş zencefil yenirse bu zararları yok olur.
-Üveyik ve kumru eti: Etleri sıcak ve nemlidir. Pişmişi çok iyi gıdadır. Ancak ciğere zararı dokunur, limon bu zararı hemen giderir.
-Deve eti: En büyük faydası çok doyurucu olmasıdır. Kara safraya ve vücutta gereksiz buharlara sebep olur. Tarçın onun bu zararını giderir.”
Eserde birçok yiyecek ve içeceğin yanı sıra tellak, ud, kanun gibi bazı çalgıların sesleri, hamam, uyumak ve yay çekmenin de faydaları ve zararlarından bahsediliyor. |
|
|

Yeterli ve dengeli beslenme, vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alımasıdır.
Hangi besinleri, ne kadar tüketmeliyiz?
1.grup: Süt ve süt ürünleri (süt, yoğurt, ayran, peynir)
Bu grup besinlerin içindeki kalsiyum kemiklerin oluşumunu, kanın pıhtılaşmasını, anne karnındaki bebeğin kemiklerinin oluşumu ve çalışması için gereklidir.
Kemiklerde kalsiyum birikimi 30 yaşına kadar devam eder. 30 yaşından sonra ise yavaş yavaş kemikteki kalsiyum azalır. Menopozla azalma hızlanır. Çocukluk ve gençlikte kemikteki kalsiyum birikimi en üst düzeyde olursa, yaşlılıkta kemik erimesi daha az olur.
- Her gün 3 su bardağı kadar süt ya da yoğurt ve 1 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir tüketilmelidir.
2.grup: Et ve ürünleri (et, tavuk, balık), kuru baklagiller (nohut, kuru fasulye vb.), yumurta
Bu grup besinlerdeki protein, vücudun canlılığını ve vücudun dışarıdan gelen mikroplara karşı savunmasını sağlar.
- Et, tavuk, balık grubundan birini her gün 3 köfte parçası büyüklüğünde,
- Kurubaklagiller gününde 1 porsiyon (1 tabak ve tabakta 4-5 yemek kaşığı olacak),
- Yumurta günde 1 adet tüketilmelidir.
3.grup: Sebze ve meyveler
Bu grup besinlerde bulunan vitaminler, kanser ve kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudurlar. Vücudun hastalıklara karşı savunma sistemi oluşumu için gereklidir.
- Günde 7-9 porsiyon tüketilmelidir. Örneğin; 1 elma 1 porsiyon, 1 su bardağı üzüm tanesi 1 porsiyondur. 1 tabak sebze yemeği (4-5 yemek kaşığı) 1 porsiyondur.
Sigara içen kişilerin günlük vitamin C gereksinimi 5-10 kat artmaktadır.
4.grup: Tahıllar (ekmek, pirinç, makarna vb.)
Bu grup besinlerin içerdiği karbonhidratlar vücuda enerji sağlarlar. Ağır beden hareketleri için en elverişli enerji kaynağıdırlar. Kalın bağırsakların çalışmasını artırarak, zararlı atık maddelerin bağırsaklarda uzun süre kalmasını önler.
- Günde 6-11 porsiyon tüketilmelidir.
Örneğin;
1 tabak (4-5 yemek kaşığı) 1 porsiyondur.
1 dilim ekmek 1 porsiyondur.
Vücudumuzun ayrıca şeker ve tatlı tüketimine ihtiyacı yoktur.
SU
Normal koşullarda vücuttan 2,5 litre civarında sıvı atılır. Bu sıvı kaybı su, besinler ve içecekler ile karşılanır. Günde 2-2,5 litre su tüketilmesi gereklidir. Su kaybı temin edilmese ölümle sonuçlanabilir. İnsan besin almadan vücudundaki depoları kullanarak günlerce, fakat susuz birkaç gün yaşayabilir.
Kaynak: Kadın ve Aile Sağlığı Merkezi

Bazı hastalıklar tedavi edilemez, ya da uygulanan tedaviye rağmen, uzun vadede organ hasarı önlenemez. Bu gibi durumlar son evre organ yetmezliği diye adlandırılan durumla sonuçlanır. Söz konusu organ artık hiçbir işlevini yerine getiremez duruma gelir. Bu gibi durumlarda bu organı sağlam bir organ ile değiştirmek yaşamı kurtaran çözümdür. Bu işlem yalnızca hastayı hayatta tutmak amacıyla değil, aynı zamanda yaşam kalitesini de artırmak amacıyla yapılır.
Nakil Yapılabilen Organlar
Kornea, kalp kapakçıkları, cilt, kemik iliği, böbrek, karaciğer, kalp, pankreas ve akciğer; nakli yapılabilen organlardır.
Organ nakli, çoğunlukla yakın akrabalardan gibi canlı kişilerden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş, cihazlar yardımı ile bedeni canlı tutulan, hiçbir şekilde yaşama dönme şansı olmayan ancak organları çalışır durumda olan kişilerden alınan organ ile gerçekleştirilir. Bunun için cerrahi yöntemlerle uygun vericiden sağlıklı organ çıkarılır ve hasta organın yerine nakledilir. Bazen bir organın tamamı nakledilirken (böbrek gibi) bazen bir parçasının nakledilmesi yaşamı kurtarmaya yeterli olur (karaciğer, pankreas gibi). Bazı organlar normalde iş gördükleri vücut bölgesine nakledilirken (kalp) bazıları yine iş görebildikleri başka bir bölgeye yerleştirilebilirler (böbrek).
Organ bir canlıdan alınacağı zaman bu işlem organı veren kişiye bir zararı olmayacak şekilde gerçekleştirilir. Bunun için iki adet olan organlardan, eğer her ikisi de sağlamsa bir tanesi (böbrek), ya da karaciğer ve pankreas gibi tek adet bulunan organların bir kısmı alınır. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişiden organ nakli yapılacağı zaman, alınacak organın henüz zarar görmemiş olması önemlidir. Bunun için beyin ölümü gerçekleştikten sonra nakil işleminin belirli bir süre içinde gerçekleştirilebilmesi gereklidir. Böbrek, karaciğer, pankreas, kalp, kalp kapakları ve kornea bu şekilde kullanılabilir.
Organ Naklinin Başarılı Olması
Organ nakillerinin başarıya ulaşması takılan organ ya da dokunun, alıcı tarafından reddinin önlenmesi ile mümkün olabilir. Bunun için öncelikle alıcıya kan ve doku grupları açısından en benzer olan vericiden nakil yapılır. Buna rağmen alıcının vücudu yeni organı yabancı olarak algılar ve tıpkı vücuda giren yabancı bir cisme tepki verir gibi organa da tepki verebilir. Vücudun immün sistemine ait olan hücreler, vücudu korumak amacıyla organa karşı tepki verebilirler.
Organ reddini önlemek amacıyla birçok ilaç geliştirilmiştir. Son yıllarda hem cerrahi tekniklerin gelişmesi hem de yeni ilaçların keşfedilmesi sayesinde organ naklinde başarı oranları artmıştır.
Dişler iyi temizlenmediğinde üzerlerinde ve aralarında biriken yiyecek artıkları bakteriler üretir. Bakteri plağının içinde üreyen mikroorganizmalar şekerli gıdaları parçalayarak asit üretirler. Bu asitler de dişi çürütmeye başlar. Diş eti iltihaplarının ilk belirtileride diş eti kanamalarıdır. Diş tedavisi zamanında yapılmazsa daha çeşitli rahatsızlıklara da neden olur. Diş ağrısı dayanılmayacak boyutlara ulaşabilir. Diş temizliği ve bakımı bu nedenle çok önemlidir.
- At kuyruğu otu 10 dakika kaynatılır, suyu ile de gargara yapılır.
- Hatmi kökü, çiçeği ve yaprağı kaynatılır, bu su ile de gargara yapılır.
- Meyan kökü günde 2-3 fincan sıcak suda kaynatılıp içilirse diş iltihabını ve plak oluşumunu engeller.
- Dişeti rahatsızlıklarında papatya çayı ile gargara yapma iyi gelir. 250 ml. sıcak suya 2-3 çay kaşığı papatya atılır. Yemeklerden sonra bu su ile gargara yapılır.
- Dişeti iltihabına su teresi iyi gelir.
- Dişeti şişleri için: 1 tatlı kaşığı gül yağı, 2 tatlı kaşığı dut şurubu ve 1 kahve fincanı gülsuyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra dişetlerine sürülür. Şikayet gidinceye kadar günde 1 kere uygulanır.
İlgili Konular:
- Diş Ağrısı
- Diş Bakımı
- Bitkisel Cilt Bakımı
- Adetten (Regl) Kesilme
- Romatizma ve eklem ağrılarına iyi gelen şifalı bitkiler
- Grip (Soğuk Algınlığı) için Şifalı Bitkiler
- Adetin (Regl) Ağrılı ve Güç Olması

Yoğurt da süt gibi kalsiyum açısından çok zengindir. Günün her saatinde yenilebilecek bir besin olan yoğurt; kemikleri güçlendirir, bağırsakları çalıştırır ve hücrelerde enerji üretimine yardımcı olur
Yoğurt, sabahtan akşama kadar günün her saatinde yenebilecek harika bir besindir. Ben bazı sabahlar sadece yoğurt ve meyve ile kahvaltı ediyorum. Özellikle bir gece önce alkol aldıysam veya tatlı yediysem veya yemeğin dozunu kaçırdıysam yoğurtlu kahvaltı hem vicdanımı rahatlatıyor, hem de bağırsaklarıma iyi gelip huzur veriyor. Benim yoğurtlu favorilerim aşağıdaki tarifler:
- 1 kase yoğurt, 1 kivi, 10 badem
- 1 kase yoğurt, 2 kaşık yulaf ezmesi, 1 kaşık kuru üzüm, 1 - 2 ceviz ve tarçın
- 2 dilim ananas, çeyrek muz ve 1 kase yoğurt
- Yarım kase yoğurt, yarım bardak sütü çırpıp içine 1 avuç kuru yaban mersini ve 1 tatlı kaşığı keten tohumu ekleyin.
Yoğurt da süt gibi kalsiyum zenginidir. Yoğurt da süt gibi protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini, konjuge linoleik asit (CLA) yönünden zengindir. Yoğurda uygulanan fermentasyon işlemi sonucunda folik asit ve bazı B vitaminleri miktarlarında süte göre artış olur. Süt yoğurda kıyasla daha fazla laktik asit, galaktoz, folik asit, kolin, serbest yağ asitleri ve serbest aminoasitler içerir.
İshal için en iyi ilaçtır
Bağırsak düzensizliklerinin giderilmesine, özellikle çocuk ve yetişkinlerde karşılaşılan ishallerin tedavisine yardımcı olur.
Yoğurdun yeşil suyunu atmayın!
Türkiye’de yıllık yoğurt tüketimi 2 milyon ton civarındadır. Bunun sadece 400 bin tonu paketli, 1.6 milyon tonu el yapımı yoğurtlardır. Türkiye’de kişi başına yoğurt tüketimi ortalama 35 kilogram düzeyinde bulunmaktadır. Yarım yağlı veya yağsız yoğurdun tüketimi kronik hastalıkların önlenmesinde önemlidir. Yoğurt tüketimi desteklenmeye devam etmeli ve mutlaka mutfakların demirbaşı olmalıdır. Kolesterol problemi olanlar az yağlı yoğurt tercih edebilir, yoğurttaki yağ ve kolesterolden uzak durmak için kaymak tercih edilmemelidir. Yoğurdun yeşil suyu kesinlikle dökülmemeli, en zengin vitamin kaynağı bu su, çorba-lara karıştırılabilir veya ayran gibi içilebilir.
İyi bir riboflavin kaynağıdır
Yoğurt da süt ve diğer süt grubu besinleri gibi iyi bir riboflavin kaynağıdır. Yoğurt suyunun süzülmesiyle bu suyun içerdiği yüksek miktardaki riboflavin de kaybedilir. Oysa riboflavin, büyüme, doku yenilenmesi ve enerji metabolizmasında görevlidir. Bu nedenle, bu su atılmamalı, ayran veya çorbalara karıştırarak kullanılmalıdır.
Osteoporozu önler
Yoğurt, içerdiği kalsiyum sebebiyle kemikleri güçlendirir ve korur. Bu yüzden osteoporozun (kemik erimesi) önlenmesinde de büyük önem taşır.

Fındık: E vitamini ve protein’ in yanı sıra, kalsiyum, potasyum, demir, çinko ve magnezyum gibi mineraller bakımından çok zengin bir gıdadır. kalp ve damar sağlığımız açısından oldukça önemli olan fındığın doymamış yağ oranı da oldukça fazladır. Ayrıca, B grubu vitaminler bakımından da zengindir.
Fındık ticari açıdan en çok ülkemizin Doğu Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmektedir.
Fındığın Faydaları: Fındık en başta mükemmel bir enerji kaynağıdır, vücuda enerji ve güç verir, zihin ve beden yorgunluğuna iyi gelir. Kalp ve damar hastalıkları konusunda oldukça faydalıdır. Kalp ritmini düzenlemekte ve kalp krizi geçirme olasılığını azaltmakta etkilidir. Vücut ve kemik gelişimini destekler. Hamilelerin kendileri ve doğacak bebekleri için fındık yemeleri oldukça faydalıdır. Kansızlığa iyi gelir. Cinsel gücü arttırır. Cinsel gücü arttıran bir yiyecektir. Cilde iyi gelir. Her gün 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının 100%’ ünü karşılamaya yeterlidir. Fındık içeriğinde bol miktarda barındırdığı beta- sitosterol maddesi kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon, prostat, göğüs) gibi birçok hastalığı önlemekte oldukça önemli bir yardımcıdır. Gelişme çağındaki çocuklara da hem enerji verdiği hem de besleyici olduğu için gelişmeleri bakımından oldukça faydalı bir bitkidir. Böbrekteki kum ve taşları döker. Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır. Çünkü, vücuda kuvvet vererek beden ve zihin yorgunluğunu giderir, besleyici özelliğinin yanında cinsel gücü artırıcı etkisi de vardır. Süt ve süt ürünleri demir bakımından yetersiz olduğu için Fındıkla birlikte tüketilirlerse, demir açığı kapatılır.
Fındık Yağı: Kuru ve yıpranmış ciltlerde, doğum öncesi ve sonrası cilt esnekliklerinde çatlakları önlemek amacıyla doğum sonrası karın bölgesini sıkıştırmaya yardımcı olarak kullanılabilir. Cildi Güzelleştirir.
Kullanımı: Haricen masaj şeklinde sürünerek, saç için parmak uçları ile friksiyon yapılarak kullanılması tavsiye edilir.
Nasıl Tüketilir: Fındık üç şekilde; yaş, kuru ve yağ olarak tüketilmektedir. Yaş fındık fazla tüketilirse ishal yapar.
Yüksek tansiyonu olanlar daha dikkatli tüketmelidirler.
Sonrakı Sayfa »