Hangi et hangi hastalığa iyi gelir?

January 17, 2010 by Doktorunuz  

et

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Dili Ana Bilim Dalı Başkanı ve Türkiyat Araştırmaları Enstütisi Müdürü Prof. Dr. Yakup Karasoy, 14. yüzyılda Aydınoğlu Umur Bey adına Tutmacı tarafından Farsça’dan Oğuz Türkçesine çevrilen “Tabiatname” adlı eseri ilk kez günümüz Türkçesine çevirerek yayımladı.

Çeşitli yiyecek ve içecekleri manzum olarak anlatan, koruyucu hekimliğe ait önemli bilgiler içeren eserde, ekmek, etler, sirkeli yiyecek ve içecekler, meyve suları, tatlılar, kuru ve taze yemişler, sebze ve meyvelerin faydaları ve zararları ile zararları ortadan kaldırma yöntemleri anlatılıyor.

Prof. Dr. Karasoy, “Tabiatname”nin yazarının bilinmediğini sadece 14. yüzyılda Farsça’dan Oğuz Türkçesine çevrildiği bilgisine ulaşılabildiğini ifade etti.

Kitabın içerisinde koruyucu hekimliğe ait döneminde kabul gören bazı bilgiler olduğunu anlatan Karasoy, böyle bir eserin günümüz Türkçesi ile yayımlanmasının araştırmacılar ve meraklıları için büyük önemi olduğunu vurguladı.

Karasoy, eserin bir başka öneminin de kaleme alındığı dönemde Anadolu’da hangi sebze ve meyvelerin bulunduğuna dair birinci elden bir belge niteliği taşıması olduğunu belirtti.

“KEÇİ ETİ SARILIĞA İYİ GELİR”

Tabiatname’de özellikle et çeşitleri ile ilgili yer alan bilgiler dikkati çekiyor.

Eserde, at etinden sığır etine, tavuk etinden geyik etine, horoz etinden kumru etine, üveyik etinden bıldırcın ve tavşan etine kadar birçok hayvan etinin faydaları ve zararları hakkında şu bilgiler yer alıyor:

“Koyun eti: Sıcak ve yumuşaktır. Aynı zamanda temel gıdadır. Koyun eti her zaman mizaca uygun ve iyidir, ancak vücutta safrayı artırır. Eğer ekşi nar ve limon suyu ile beraber yenilirse bu zararı giderilir.

Keçi eti: Nohut, soğan ve şalgamla birlikte uzun süre pişirilirse faydası vardır. Bir kişi de sarılık hastalığı varsa kuşkusuz ona iyi gelir. Ancak kulunç (Bağırsak sancısı) bundan kaynaklanır. Üstüne sıcak gül suyu içilirse zararı giderilir.

-Sığır eti: Bilge insanlar sığır etinin mizacının nispeten soğuk ve kuru olduğunu söylerler. Vücuttaki kara safrayı artırır, kanı siyahlaştırır; terbiye edilmiş zencefil bunu önler.

-At eti: Sıcak ve serttir, bele kuvvet verir, yani meniyi kuvvetlendirir. Vücuttaki zararlı gazları yok eder, insanı kuvvetlendirir. Onun zararı basura sebep olmasıdır.

-Geyik eti: Yüz felcine ve bağırsak sancısına faydası vardır. Vücuttaki kara safralı kanı artırır. Salça onun bu zararını giderir.

“TAVUK ETİ BEYNE KUVVET VERİR, ŞEHVETİ ARTIRIR”

-Tavuk eti: Sıcak ve yumuşaktır. Beyne kuvvet verir, şehveti artırır. Ancak vücuttaki sarı safrayı artırır. Gidermek için bolca ekşi yiyecekler beraber yemek gerekir. Kadın tuzluğu veya sarı çalı denilen mayhoş çiçekler, nar veya sumak gibi ekşi yiyecekler de bu zararı giderir.

-Paça eti: Paça etinin mizacı ortadır. Eklem hastalıklarına faydası vardı. Paça eti bağırsak sancısını artırır. Bunu gidermek için sirkeyle birlikte yemek gerekir.

-Tavşan eti: Mizacı sıcak ve kurudur. Nemli mideye çok yararı vardır. Ayrıca eklem hastalıklarına iyi gelirken kabızlığa ve baş ağrısına sebep olur. Terbiye edilmiş zencefil yenirse bu zararları yok olur.

-Üveyik ve kumru eti: Etleri sıcak ve nemlidir. Pişmişi çok iyi gıdadır. Ancak ciğere zararı dokunur, limon bu zararı hemen giderir.

-Deve eti: En büyük faydası çok doyurucu olmasıdır. Kara safraya ve vücutta gereksiz buharlara sebep olur. Tarçın onun bu zararını giderir.”

Eserde birçok yiyecek ve içeceğin yanı sıra tellak, ud, kanun gibi bazı çalgıların sesleri, hamam, uyumak ve yay çekmenin de faydaları ve zararlarından bahsediliyor.

Sağlıklı Beslenme

January 17, 2010 by Doktorunuz  

saglikli-beslenme

Yeterli ve dengeli beslenme, vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alımasıdır.

Hangi besinleri, ne kadar tüketmeliyiz?
1.grup:  Süt ve süt ürünleri (süt, yoğurt, ayran, peynir)
Bu grup besinlerin içindeki kalsiyum kemiklerin oluşumunu, kanın pıhtılaşmasını, anne karnındaki bebeğin kemiklerinin oluşumu ve çalışması için gereklidir.
Kemiklerde kalsiyum birikimi 30 yaşına kadar devam eder. 30 yaşından sonra ise yavaş yavaş kemikteki kalsiyum azalır. Menopozla azalma hızlanır. Çocukluk ve gençlikte kemikteki kalsiyum birikimi en üst düzeyde olursa, yaşlılıkta kemik erimesi daha az olur.

  • Her gün 3 su bardağı kadar süt ya da yoğurt ve 1 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir tüketilmelidir.


2.grup: Et ve ürünleri (et, tavuk, balık), kuru baklagiller (nohut, kuru fasulye vb.), yumurta

Bu grup besinlerdeki protein, vücudun canlılığını ve vücudun dışarıdan gelen mikroplara karşı savunmasını sağlar.

  • Et, tavuk, balık grubundan birini her gün 3 köfte parçası büyüklüğünde,
  • Kurubaklagiller gününde 1 porsiyon (1 tabak ve tabakta 4-5 yemek kaşığı olacak),
  • Yumurta günde 1 adet tüketilmelidir.

3.grup: Sebze ve meyveler
Bu grup besinlerde bulunan vitaminler, kanser ve kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudurlar. Vücudun hastalıklara karşı savunma sistemi oluşumu için gereklidir.

  • Günde 7-9 porsiyon tüketilmelidir. Örneğin; 1 elma 1 porsiyon, 1 su bardağı üzüm tanesi 1 porsiyondur. 1 tabak sebze yemeği (4-5 yemek kaşığı) 1 porsiyondur.

Sigara içen kişilerin günlük vitamin C gereksinimi 5-10 kat artmaktadır.

4.grup: Tahıllar (ekmek, pirinç, makarna vb.)
Bu grup besinlerin içerdiği karbonhidratlar vücuda enerji sağlarlar. Ağır beden hareketleri için en elverişli enerji kaynağıdırlar. Kalın bağırsakların çalışmasını artırarak, zararlı atık maddelerin bağırsaklarda uzun süre kalmasını önler.

  • Günde 6-11 porsiyon tüketilmelidir.

Örneğin;
1 tabak (4-5 yemek kaşığı) 1 porsiyondur.
1 dilim ekmek 1 porsiyondur.

Vücudumuzun ayrıca şeker ve tatlı tüketimine ihtiyacı yoktur.

SU
Normal koşullarda vücuttan 2,5 litre civarında sıvı atılır. Bu sıvı kaybı su, besinler ve içecekler ile karşılanır. Günde 2-2,5 litre su tüketilmesi gereklidir. Su kaybı temin edilmese ölümle sonuçlanabilir. İnsan besin almadan vücudundaki depoları kullanarak günlerce, fakat susuz birkaç gün yaşayabilir.

Kaynak: Kadın ve Aile Sağlığı Merkezi

Yoğurtun faydaları bitmiyor.

January 15, 2010 by Doktorunuz  

yogurt1

Yoğurt da süt gibi kalsiyum açısından çok zengindir. Günün her saatinde yenilebilecek bir besin olan yoğurt; kemikleri güçlendirir, bağırsakları çalıştırır ve hücrelerde enerji üretimine yardımcı olur

Yoğurt, sabahtan akşama kadar günün her saatinde yenebilecek harika bir besindir. Ben bazı sabahlar sadece yoğurt ve meyve ile kahvaltı ediyorum. Özellikle bir gece önce alkol aldıysam veya tatlı yediysem veya yemeğin dozunu kaçırdıysam yoğurtlu kahvaltı hem vicdanımı rahatlatıyor, hem de bağırsaklarıma iyi gelip huzur veriyor. Benim yoğurtlu favorilerim aşağıdaki tarifler:
- 1 kase yoğurt, 1 kivi, 10 badem
- 1 kase yoğurt, 2 kaşık yulaf ezmesi, 1 kaşık kuru üzüm, 1 - 2 ceviz ve tarçın
- 2 dilim ananas, çeyrek muz ve 1 kase yoğurt
- Yarım kase yoğurt, yarım bardak sütü çırpıp içine 1 avuç kuru yaban mersini ve 1 tatlı kaşığı keten tohumu ekleyin.
Yoğurt da süt gibi kalsiyum zenginidir. Yoğurt da süt gibi protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini, konjuge linoleik asit (CLA) yönünden zengindir. Yoğurda uygulanan fermentasyon işlemi sonucunda folik asit ve bazı B vitaminleri miktarlarında süte göre artış olur. Süt yoğurda kıyasla daha fazla laktik asit, galaktoz, folik asit, kolin, serbest yağ asitleri ve serbest aminoasitler içerir.

İshal için en iyi ilaçtır
Bağırsak düzensizliklerinin giderilmesine, özellikle çocuk ve yetişkinlerde karşılaşılan ishallerin tedavisine yardımcı olur.

Yoğurdun yeşil suyunu atmayın!
Türkiye’de yıllık yoğurt tüketimi 2 milyon ton civarındadır. Bunun sadece 400 bin tonu paketli, 1.6 milyon tonu el yapımı yoğurtlardır. Türkiye’de kişi başına yoğurt tüketimi ortalama 35 kilogram düzeyinde bulunmaktadır. Yarım yağlı veya yağsız yoğurdun tüketimi kronik hastalıkların önlenmesinde önemlidir. Yoğurt tüketimi desteklenmeye devam etmeli ve mutlaka mutfakların demirbaşı olmalıdır. Kolesterol problemi olanlar az yağlı yoğurt tercih edebilir, yoğurttaki yağ ve kolesterolden uzak durmak için kaymak tercih edilmemelidir. Yoğurdun yeşil suyu kesinlikle dökülmemeli, en zengin vitamin kaynağı bu su, çorba-lara karıştırılabilir veya ayran gibi içilebilir.

İyi bir riboflavin kaynağıdır
Yoğurt da süt ve diğer süt grubu besinleri gibi iyi bir riboflavin kaynağıdır. Yoğurt suyunun süzülmesiyle bu suyun içerdiği yüksek miktardaki riboflavin de kaybedilir. Oysa riboflavin, büyüme, doku yenilenmesi ve enerji metabolizmasında görevlidir. Bu nedenle, bu su atılmamalı, ayran veya çorbalara karıştırarak kullanılmalıdır.

Osteoporozu önler
Yoğurt, içerdiği kalsiyum sebebiyle kemikleri güçlendirir ve korur. Bu yüzden osteoporozun (kemik erimesi) önlenmesinde de büyük önem taşır.

Fındık ve onun Faydaları

January 15, 2010 by Doktorunuz  

fidnik

Fındık: E vitamini ve protein’ in yanı sıra, kalsiyum, potasyum, demir, çinko ve magnezyum gibi mineraller bakımından çok zengin bir gıdadır. kalp ve damar sağlığımız açısından oldukça önemli olan fındığın doymamış yağ oranı da oldukça fazladır. Ayrıca, B grubu vitaminler bakımından da zengindir.
Fındık ticari açıdan en çok ülkemizin Doğu Karadeniz Bölgesinde yetiştirilmektedir.

Fındığın Faydaları: Fındık en başta mükemmel bir enerji kaynağıdır, vücuda enerji ve güç verir, zihin ve beden yorgunluğuna iyi gelir. Kalp ve damar hastalıkları konusunda oldukça faydalıdır. Kalp ritmini düzenlemekte ve kalp krizi geçirme olasılığını azaltmakta etkilidir. Vücut ve kemik gelişimini destekler. Hamilelerin kendileri ve doğacak bebekleri için fındık yemeleri oldukça faydalıdır. Kansızlığa iyi gelir. Cinsel gücü arttırır. Cinsel gücü arttıran bir yiyecektir. Cilde iyi gelir. Her gün 25-30 gr fındık yemek, günlük E vitamini ihtiyacının 100%’ ünü karşılamaya yeterlidir. Fındık içeriğinde bol miktarda barındırdığı beta- sitosterol maddesi kolesterolü düşürmede ve kanser (kolon, prostat, göğüs) gibi birçok hastalığı önlemekte oldukça önemli bir yardımcıdır. Gelişme çağındaki çocuklara da hem enerji verdiği hem de besleyici olduğu için gelişmeleri bakımından oldukça faydalı bir bitkidir. Böbrekteki kum ve taşları döker. Güç ve dikkat gerektiren durumlarda yararlıdır. Çünkü, vücuda kuvvet vererek beden ve zihin yorgunluğunu giderir, besleyici özelliğinin yanında cinsel gücü artırıcı etkisi de vardır. Süt ve süt ürünleri demir bakımından yetersiz olduğu için Fındıkla birlikte tüketilirlerse, demir açığı kapatılır.

Fındık Yağı: Kuru ve yıpranmış ciltlerde, doğum öncesi ve sonrası cilt esnekliklerinde çatlakları önlemek amacıyla doğum sonrası karın bölgesini sıkıştırmaya yardımcı olarak kullanılabilir. Cildi Güzelleştirir.
Kullanımı: Haricen masaj şeklinde sürünerek, saç için parmak uçları ile friksiyon yapılarak kullanılması tavsiye edilir.

Nasıl Tüketilir: Fındık üç şekilde; yaş, kuru ve yağ olarak tüketilmektedir. Yaş fındık fazla tüketilirse ishal yapar.
Yüksek tansiyonu olanlar daha dikkatli tüketmelidirler.

Hamilelikte kilo alımı

January 14, 2010 by Doktorunuz  

hamile

Hamileliğiniz süresince ne yediğiniz ve nasıl yediğiniz, çocuğunuzun gelecekteki sağlık durumunu etkiliyor.

Kendinizin ve büyüyen bebeğinizin sağlığını korumak, besin öğeleri bakımından yeterli ve dengeli olan sağlıklı bir diyet ile mümkündür. Hamilelik süresince ekstra kaloriye, proteine, vitamin ve minerallere ihtiyacınız vardır. Sağlıklı beslenmenizin en önemli amacı, gelişmekte olan fetusa, yani bebeğe, ihtiyacı olan besin öğelerini sağlamaktır.

Hamilelikte hem kendiniz hem de içinizdeki yeni oluşmaya başlayan yaşam için daha çok ilgi ve şefkat beklersiniz. Sadece bununla kalmaz, ekstra kilo almanız da gerekir. Peki bu süreçte ne kadar kilo almak normal kabul edilebilir? Öncelikle şunu bilmelisiniz: hamilelik, kesinlikle diyet yapılacak veya kilo vermeye çalışılacak zaman değildir. Hamileliğiniz süresince yaklaşık 9-12 kilo almanız gerekir. Bu ağırlık kazanımı sizin hamilelik öncesindeki kilonuza ve çoğul gebelik (ikiz veya fazla) durumunuza göre değişiklik gösterir.

Hamilelik öncesinde zayıfsanız (beden kitle indeksiniz 18,5′in altındaysa), ve hekiminizin başka bir uyarısı yoksa hamileliğiniz süresince yaklaşık olarak 15 kg kadar kilo almanız uygun olacaktır.

Fazla kilo ile hamileliğe başladıysanız ve yine hekiminizin herhangi bir uyarısı yoksa, hamilelik süresince 8-9 kg ağırlık kazanımı bebeğin gelişimi için uygun sayılır.

Hamileliğiniz süresince kilo alımınız her zaman aynı şekilde devam etmez. Çoğu kadın ilk trimesterda (ilk üç aylık dönem) yaklaşık 1,4-1,8 kg kadar kilo alır. Hamileliğinizin son yarısına kadar bu kilo alımınız yavaş ancak sürekli olarak devam eder. İlk trimesterdan sonra uygun olan kilo kazanımı ise yaklaşık haftada 450- 500 gr kadardır.

Eğer kilo alımınızda daha farklı bir durum söz konusuysa bu, içinde bulunduğunuz durumun yanlış olduğu anlamına gelmeyebilir. Hamilelik esnasında kilo alımınız normal seyrederken ani bir değişiklik olduğu takdirde (daha fazla kilo alımı veya kilo kaybı) mutlaka hekiminizle görüşmelisiniz.

Hamileliğiniz süresince ağırlık kaybına neden olabilecek hareketlerden ve diyetlerden kaçınmalısınız. Bu, bebeğinizin gelişimi açısından büyük önem taşır ve bebeğin doğum ağırlığının sağlıklı aralıkta olmasına yardımcı olur.

Beslenmenizde mutlaka çeşitliliği sağlamalı, kendiniz ve bebeğiniz için mümkün olan en mükemmel beslenme planını oluşturmalısınız.

Diyetisyen Sanem APA
sanemapa@yahoo.com

İbrahim Saraçoğlu bal kürü - bağışıklık sistemini güçlendirmek

January 12, 2010 by Doktorunuz  

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Habertürk’de yayınlanan Saba Tümer’in programına konuk olarak katıldı.

Programda balın yararlarından bahsetti ve 3 gün boyunca uygulanacak Bal kürü ile vücudumuzun bağışıklık sisteminin güçlenip aynı zamanda mevcut hastalıklara karşı da vücudumuzun daha da güçleneceğini anlattı.fresh honey with honeycomb, spices and fruits

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Bal kürü tarifi:

Bal kürü ile bir vücudunuzun bağışıklık sistemini güçlendirmek için 3 gün boyunca ; sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği olarak sadece bir yemek kaşığı bal yenilecek.Balın haricinde hiç bir şey tüketilmeyecek.Balın dışında dilediğiniz kadar su tüketebilirsiniz. Su tüketiminde sınır yok.

Öğün aralarında acıktığınızda yine bal yiyebilirsiniz. Çok az bir miktar kızarmış doğal ekmek (kepekli, çavdar veya köy ekmeği) tüketebilirsiniz. Beyaz ekmek tüketmeyin.

Bal kürünü bu şekilde uyguladığınızda vücudunuzun bağışıklık sistemi çok güçlenecek ve mevcut hastalıklara karşı yöneliş varsa onlar da ortadan kalkacaktır.

Bal kürü sabredenler için çok faydalı bir kürdür.

Ayvanın Faydaları nelerdir?

January 9, 2010 by Doktorunuz  

ayva

Mayhoş, sulu ve sert olan limon ayvası ile, tatlı daha yumuşak fakat sulu olmayan ekmek ayvası olmak üzere iki çeşidi vardır. Çiçekleri zamanında toplanıp gölgede kurutularak saklanır.
Vitamin mineral ve şeker açısından zengin besleyici bir meyvedir. Meyvesi taze olarak kullanılır. C vitamini yönünden çok zengindir.

*Sindirim sistemi içinde faydalıdır. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Ayva suyu içilirse mideye kuvvet verir hazım etmeyi kolaylaştırır ve ishali keser, dizanteri hastalığının tedavisinde kullanılır. -Ayva şerbeti yada yapraklarının haşlanarak suyu içilir. Ayva suyu kabızlığa iyi gelir.

*Kusmayı, kan kusmayı, ağızdan su gelmesini önler, bu durumda ayva olduğu gibi yenir. Zatüre ve kan tükürmelerinde de ayva suyu içilir.
*Kanı temizler karaciğerin çalışmasını düzenler. Safra salgısını arttırır.
*Şurubu ile gargara yapılırsa boğaz iltihaplarını iyi gelir, ağız kokusunu giderir. Yine kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesiyle elde edilen sıvıyla yapılan gargara boğaz iltihabına iyi gelir.- Gargaradan sonra hemen tükürmeyip ağızda bir müddet bekletilmesi gerekir. Çekirdeği, boğazdaki ağrıları, gıcık ve kızarıklıkları giderir. Ses kısıklığı ve öksürüğe iyi gelir, göğsü yumuşatır; Ayvanın çekirdekleri alınıp su ve sütle kaynatılır suyu sıcak sıcak içilir. 40gr Ayva çiçeği 1 litre suda çay gibi kaynatılıp, yemek aralarında ılık olarak birer çay bardağı içilirse öksürüğe iyi gelir.

*El-ayak meme ucu, dudak, çatlaklarını geçirir, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelir merhemi yapılıp kullanılır. İki ayvanın çekirdeği bir fincan suda kaynatılıp, günde birkaç kez çatlaklar pamukla silinirse iyi gelir.Yanmalarda ve göz iltihaplanmalarında, çekirdekleri kaynatılarak elde edilen merhem sürülür.

*UYARI: Kabızlık çekenler ve tansiyonu yüksek olanlar dikkatli yemelidir. Ayvanın genelde çiğ yenmesi tavsiye edilmez reçel yada kompostosu tercih edilmeli.

Sonrakı Sayfa »